Zihinsel yetersizlik; zihinsel işlevler ve kavramsal,sosyal ve uyumsal becerilerde kendini gösteren uyumsal davranışların iki ya da daha fazlasında belirgin derecede sınırlılık olarak görülen ve 18 yaşından önce başlayan yetersizliktir.
Zihinsel yetersizlik gösteren çocukları ağırlık derecelerine göre hafif, orta, ağır ve çok ağır şeklinde sınıflandırılmaktadır.
Hafif derecede gerilik gösteren çocuklar okula başlayana kadar hatta ileri sınıflara değin farkına varılmazlar. Çünkü kendilerinden beklenilene yanıt verirler. Bu çocukların çoğu temel akademik becerileri ve bağımsız ya da yarı bağımlı olarak yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan iş becerilerini edinirler. Orta derecede gerilik gösteren çocuklar okulöncesi yıllarında önemli derecede gerilik gösterirler. Ağır ve çok ağır derecede gerilik gösteren çocukların birçoğunun başka yetersizlikleri ve sağlık problemleri vardır. Hareketleri sınırlıdır ve çoğunlukla bağımsız yaşam sürdürmeleri zordur.
Zihinsel engelli çocukların özellikleri şüphesiz bireysel özelliklere, engelin derecesine, eğitimle ilgili ve aile ile ilgili çevresel koşullara bağlı olarak bazılarında daha az veya daha çok yoğunlukta görülebileceği gibi hiç görülmeyebilirde.
Bedensel ve duyusal geriliğe sıklıkla rastlanır. Örneğin başlarını vaktinde tutamazlar, vaktinde oturamazlar-yürüyemezler-diş çıkaramazlar gibi fizyolojik geriliklere ek olarak yetersiz el-göz koordinasyonu ve denge kurmada, küçük ve büyük kasları kullanmada yetersizlikler görülür. Dirençsizdirler. Bu nedenle hastalıklara sık yakalanmaları dikkati çeken diğer özellikleridir.
Öğrenmede dikkatin önemi yadsınamaz ve bireyin bir görevi öğrenebilmesi için öncelikler dikkatini o görevde toplaması,sürdürmesi gerekir. Öğrenmede oluşan problemlerin çoğu dikkatle ilgilidir.Öğrenilen bilginin hatırlanması için kullandığımız bilgi işleme süreciyle ilgili sıkıntı yaşadıkları için hatırlama güçlüğü yaşamaktadırlar.Dikkat, bellek, dil gelişiminde yaşanan sorunlar, akademik olarak beklenen düzeyin altında performans sergilemeleri güdülenmeyle ilgili sorun yaşamaya zemin hazırlamaktadır. Bu çocukların yaşadıkları uzun süreli başarısızlıklar “öğrenilmiş çaresizlik” geliştirmelerine sebebiyet vermektedir.
Genelde bu çocukların çoğunda dil problemi vardır. İşitsel ve görsel algılamada sorun yaşarlar. Bu nedenle de sözcükleri anlamada yavaşlık, sesleri karıştırma, yanlış anlama gibi zorluklar çekerler. Genelde geç konuşurlar, yaşlarına uygun cümle kuramazlar, kelime hazneleri yetersizdir, kelimeleri yanlış kullanırlar. İsteklerini işaretlerle anlatmayı tercih etme, kendilerini ifade edemeyince ortaya çıkan bağırma, sinirlilik, tepinme, ağlama gibi uç tepkiler gecikmiş konuşmada ilk göze çarpan bulgulardır. Anadilin seslerini doğru ve anlaşılır çıkaramama, birbirine gereği gibi bağlayamama, sesleri düşürme, değiştirme, gereksiz sesler ekleme gibi artikülasyon bozuklukları görülür. Yazılı sembolleri tanımada zorluk, karıştırma gibi nedenlerle okuma-yazmayı geç ve güç öğrenirler. Yönergeleri kolayca anlayamaz ve bunlara uyamazlar. Kendilerine bir şey söylendiğinde dinlemiyormuş, bir şey gösterildiğinde görmüyormuş gibi davranabilirler. Temel kavramları öğrenmede zorlanırlar. Kavram öğrenmede güçlük, zıt kavramları öğrenmede zorluk yaşarlar. Mekan oryantasyonunda güçlük çekerler. Örneğin; kendi pozisyonunun farkında olamama, kendi konumuna göre diğer nesnelerin konumunu algılayamama (alçak tavanlı bir yerden geçerken başını çarpacağını düşünüp başını eğmeme gibi), diğer nesnelerin konumlarındaki değişikliklere uyum sağlayamama( ayakta duran bir oyuncağı yatar pozisyona getirilince tanımama gibi)
Genel olarak baktığımızda bu çocukların kendilerine güvenlerinin az olduğunu görürüz. Sorumluluk almaktan kaçınırlar. Duygu ve düşüncelerini ifade etmede zorlandıkları ve sık sık engellenme duygusu yaşadıkları için zaman zaman uç tepkiler (kırıp dökmek, bağırmak, kendine veya başkalarına yönelik saldırganlık gibi) gösterebilirler. Yeni durumlara kolayca uyum sağlayamadıkları için yeni bir durum karşısında gerginlik, sinirlilik, direnme veya kaçma davranışı sergileyebilirler. Bu durum bu çocukların daha kaygılı olduklarını gösterebilirler. Dıştan güdülenmeye normal yaşıtlarına göre daha fazla eğilimlidirler. Çabuk pes edebilir ve bir işte sebat gösteremeyebilirler. Yaşça kendilerinden daha küçük çocuklarla oynamayı tercih ederler. Sosyal ilişkilerde başkalarına bağımlı olmayı tercih ederler. Arkadaşlıkları genelde kısa sürelidir. Oyun ve toplum kurallarını öğrenmede zorlanırlar.
Zihinsel engelli çocukların ailelerden en çok gelen soru şudur: “Çocuğum düzelir mi? Çocuğum iyileşecek mi? Normal bir okula devam edebilir mi?” Bu durumda şunu söylemek uygun olacaktır. Zihinsel engel bir hastalık değildir; bir durumdur. Bu durumun iyiye gitmesini ya da kötüye gitmesine sebep olabilecek faktörler vardır. Bu faktörlerden en önemlisi eğitimci ve aile arasındaki iletişimin iyi olmasıdır. Çocuğun ihtiyacı olan hizmetlerin iyi belirlenmesi ve düzenli bir şekilde çocuğa sağlanabiliyor olması da gereklidir.